ÖZEL RÖPORTAJ – Amerikan Kolej Basketbol Ligi’nde (NCAA) SIU Edwardsville formasıyla başarılı bir performans sergileyen Burak Eşlik, altyapibasket.com’un sorularını yanıtladı.

Kariyerini Amerika’da devam ettiren 1994 doğumlu oyuncunun basketbola başlangıç hikayesi oldukça ilginç. Takımının en önemli skor opsiyonu olarak göze çarpan Burak sıradaki hedefini ise NBA olarak belirlemiş durumda.

Sizleri bu keyifli röportajla baş başa bırakıyorum..

-Merhaba, öncelikle bize biraz kendinden bahsedebilir misin?

Adim Burak Eslik, 1994 doğumluyum. Amerika’nın Illinois eyaletindeki NCAA Division 1 takimlarindan Southern burakeslik1Illinois University Edwardsville takiminda basketbol oynuyorum. Türkiye’de iken Galatasaray’da küçük, yıldız ve 1.5 sene genç takımda oynadım. Ayrıca Okyanus Koleji’nde eğitim görüp lise son sınıfa kadar basketbol oynadı.

-Basketbola başlangıç hikayen biraz ilginç. Yanılmıyorsam futbolculuk geçmişin de var. Bilmeyenler için biraz anlatabilir misin?

Evet hayatımın dönüm noktası diyebilirim. Neredeyse her Türk çocuğu gibi bende spora futbol ile başladım ve Galatasaray altyapısını kazandıktan sonra hayatım tamamen futbol oldu. Yaklaşık 7-8 yıla yakın Galatasaray’da futbol oynadım. Bu dönemlerde Bizimkent İlköğretim Okulu takımında basketbol oynuyordum. Tek sebebi ise boyumun uzun olmasıydı. Oradaki antrenörüm Ertuğrul Bölükbaşı beni takıma 8. sınıfta aldıktan sonra basketbola başlamış oldum.

Her ne kadar basketbolu hobi olarak oynasam da her oynadığım maçı çok ciddiye alıyor ve en iyisi olmak istiyordum. Günün birinde Galatasaray’daki futbol antrenmanımdan sonra o sıralarda Galatasaray Küçük Erkek Basketbol Takımı antrenörü olan Hasan Serbest ağabeyim beni görüp “Yaşın kaç, boyun kaç? Gel seni basketbolcu yapalım.” demesiyle benim için işler değişti. İlk başlarda ciddiye almamıştım. Dediğim gibi benim hayatım futboldu ve o konuma gelene kadar ailem ve ben çok emek vermiştik. Hasan abinin ısrarı üzerine bir kereliğine denemek için futbol antrenmanından sonra Küçük Erkek Takımı antrenmanına katıldım.

Basketbolu sevmeye böyle başladım. Her ne kadar o zamanlar basketbol ile pek alakam olmasa da hırs yaparak başkalarından daha iyi olmak istiyordum. Hasan Serbest ve Ertuğrul Bölükbaşı’nın benim basketbola başlamam da büyük yeri vardır. Onları tanımasaydım basketbol ile tanışacağımı zannetmiyorum. Uzun bir süre futbol ve basketbolu bir arada devam ettirdim ve en sonun tercih etme zamanı geldiğinde kalbimin sesini dinleyerek basketbolu seçtim.

-Türkiye’de Galatasaray forması giydikten sonra ABD’ye gittin. O süreçten bahsedebilir misin?

Galatasaray’da Yıldız Takımda Murat Alkaş ağabeyimin takımı ile Antalya’daki Türkiye Şampiyonası’nda 4. olup iyi bir sezon geçirmiştik ve o sene Yıldız Milli Takıma seçilmiştim. O sezondan sonra basketbola başladığımdan beri hayalim olan Amerika’da basketbol oynama işi daha da ciddiye binmişti. Galatasaray’da geçirdiğim 1.5 senelik Genç Takım maceramdan sonra kendime oynadığım maçlardan bir video yaptım (Hatırlıyorum o videoyu yaptığım gün sabahlamıştım). Daha sonra o video sayesinde Amerika’nın North Carolina eyaletinin Fayetteville şehrindeki bir liseden %100 burs aldım.

O dönem Okyanus Koleji okul takımında oynuyordum ve üzerimde emeği çok olan antrenörüm Şenol Özelmas’ın yanı sıra Galatasaray’dan da ayrılmak benim için zordu. Ama böyle bir fırsatı geri çeviremezdim. Hayalim hep Amerika’da basketbol oynayıp, NBA’de oynamaktı. Sonunu göremediğim bir yola kendimi attım. Ailem için de çok zordu. Tek çocuk olmam ayrı bir zorluk kattı diye düşünüyorum. Ama dediğim gibi hayallerim ve hedeflerim uğruna ailemin, sevdiklerine desteğiyle kendimi Amerika yoluna attım ve yeni bir maceraya başladım.

-Giderken ne tür hayaller kurmuştun? Şu ana kadar geldiğin noktadan memnun musun?

Amerika’ya varır varmaz mental olarak her türlü zorluğa kendimi hazırlamıştım. İlk olarak hedefim İngilizce öğrenerek, derslerimi geçmek ve iyi bir basketbol sezonu geçirmekti. Daha sonra NCAA Division 1’da basketbol oynamaktı. Şu an o hayalimi yaşıyorum ve geldiğim noktadan memnunum. Bu noktaya gelene kadar neler yaptıysam iyi günde kötü günde ne engeller aştıysam her şeye değeceğini biliyordum. Şu an dediğim gibi NCAA Division 1 okullarından Southern Illinois University Edwardsville takımında forma giyiyorum ve eğitim hayatımı devam ettiriyorum.

-Okul nasıl gidiyor? Basketbol dışındaki zamanlarında neler yapıyorsun?

Okul gerçekten iyi gidiyor, derslerimi geçmeyi başarıyorum. Gerçekten basketbol ve okul neredeyse bütün günümü kaplıyor. Evimi çoğu zaman gelip dinlenmek için otel gibi kullanıyorum. Ertesi gün yine aynı program. Arada off günlerim olduğunda takım arkadaşlarımla takılıyorum. Film izlemeyi gerçekten severim ve vaktim olduğunda korku ya da komedi filmleri izlerim.

burakeslik

-Türkiye ile ABD’yi kıyasladığın zaman hem basketbol hem eğitim anlamında ne gibi farklar var?

Eğitim anlamında Amerika’da derslerinde belli ortalamaları tutturamazsan basketbol oynayamıyorsun. O yüzden okul disiplini çok daha ağır ve düzenli. Türkiye’de derslerinin iyi olup olmaması basketbolunu pek etkilemiyor. Eğitim olarak en büyük farkın bu olduğunu söyleyebilirim. Basketbol olarak Amerika’da biraz daha hızlı oynanıyor ve hücum çoğu takımda genelde basit setler üzerine kurulu. Amerika’daki oyuncular daha çabuk, hızlı ve atletizm özellikleri Türkiye’dekinden daha üst seviyede. Ama Türkiye’de fundemantal, skill buradaki sisteme göre iyi diyebilirim.

-Son dönemde altyapı milli takımlarında önemli başarılar elde ettik. Özellikle 1994-2000 arasında oldukça yetenekli jenerasyonlar var. Bu başarılar hakkında neler söylemek istersin?

Gerçekten önemli başarılar elde edildi. Bu elde edilen başarılar Türkiye’yi daha iyi ve büyük bir basketbol ülkesi yapmak adına önemli adımlardır. Bu başarılarda emeği geçenleri tebrik ederim. Gerçekten iyi bir iş çıkardılar. Umarım gelecekte küçük kardeşlerimiz ve antrenörlerimiz bu başarılara tekrar ulaşıp ülkeyi gururlandırırlar.

-Dışarıdan bakan bir göz olarak Türk Basketbolunun geldiği noktayı nasıl buluyorsun?

Türkiye’de basketbol çok gelişti. Özellikle ben Amerika’ya geldikten sonra daha da iyi anlayabiliyorum. Artık %100 futbol ülkesi değil. Özellikle geçmişle kıyasladığımızda basketbol sevenlerin ve destekleyicisinin arttığı bir ülke olduk. Bu gerçekten gelinmiş büyük bir noktadır ve inanıyorum ki gelecekte basketbol Türkiye’de çok daha büyük bir yer kaplayacaktır.

-Her yıl birçok yabancı oyuncu Türkiye Ligi’ne transfer oluyor. Çevrenden Türkiye hakkında bilgi almak isteyenler oluyor mu? 

Oluyor genelde parasını soruyorlar ne kadar kazanıyorlar diye 🙂 Arkadaşlarım Türkiye ve Avrupa basketbolunu merak ediyor. Çünkü çoğunun hedefi basketbolcu olmak ve benden alabildikleri bilgiyi almaya çalışıyorlar. Ben de onlara aradaki farklılıkları ve seviyeleri anlatarak yardım etmeye çalışıyorum.

buraksıue-Şu anda takımın en skorer oyuncularından biri olarak göze çarpıyorsun. Takım arkadaşlarının ve koçun sana yaklaşımı nasıl?

Takım arkadaşlarım ve koçlarımla gerçekten iyi ilişkilerim var. Bu yaz Türkiye’ye dönmedim ve bütün yaz burada takımımla idman yaptım. Bu da beni sezon başlamadan takımıma daha da yakınlaştırdı. Herkes bana saygı duyuyor ve oldukça güveniyorlar. Takım arkadaşlarım ve antrenörlerim benim ailem ve sürekli birbirimize sahip çıkıyoruz. Antrenörlerim üzerime çok düşüyorlar ve bu da benim her geçen gün oyunumu geliştirmeme yardımcı oluyor.

-Oyununda eksik ya da kuvvetli gördüğün noktalar neler?

Oyunumun hücum yönünü en kuvvetli buluyorum. Bunu ayrıca antrenörlerim ve buradaki yorumcular da söylüyor. Top bende olduğunda her zaman agresif oluşumu ve kendime çok güvenerek oynamamı beğeniyorlar. Güçlü noktam hücum yönüm diyebilirim.

Oyunumun zayıf yönü ise ve antrenörlerimin de her gün üzerinde durduğu savunma bölümüdür. Savunmaya daha da konsantre olmalıyım. Bunun için antrenörlerimle antrenman ve maç videolarını izleyerek hatalarımı görüp düzeltme fırsatım oluyor.

“BENİ GINOBILI DİYE ÇAĞIRIYORLAR”

-Kendine örnek aldığın kişiler var mı?

Oyunumu Manu Ginobili’ye benzettikleri için burada beni “Ginobili” diye çağıran çok antrenör ve insan var 🙂 Ama benim örnek aldığım kişi Kobe Bryant. Çok iyi bir oyuncu olmasından ziyade beni etkileyen basketbol mantalitesi. Mantalitesi gerçekten inanılmaz ve onu bu noktaya getiren en büyük özelliği diye düşünüyorum.

-Bundan sonrası için ne gibi hedeflerin var? Türkiye’ye dönmeyi planlıyor musun?

Hedefim NBA’de oynamak. Bu seneden sonra NCAA’de bir senem daha var. İnşallah draft olup NBA’de oynamak istiyorum. Türkiye’ye dönmeyi şuan düşünmüyorum. Çünkü daha erken ve şu an ilk hedefime odaklandım.

-NBA mi? Avrupa basketbolu mu?

NBA. Bu benim için hep böyleydi. En iyi oyuncuların burada oynadığını düşündüğüm için NBA diyorum.

-2014 yazın bir King of The Rock maceran vardı. Onu da kısaca anlatabilir misin? Kurallar nedeniyle finalde yer alamadın.

Evet. 2014 yılında Samsun’da yapılan 1vs1 turnuvası olan King of the Rock’ı kazanıp ülkemi Tayvan’da olan Dünya Şampiyonası’nda temsil etme hakkı kazanmıştım. Ama bu turnuva detaylarını antrenörümle konuştuktan sonra NCAA kurallarına göre gidemedim. Çünkü turnuvanın sonunda bir ödül vardı ve bu NCAA kurallarınca yasak olduğu için böyle bir riske girmedim.

Ama o gece benim için çok özeldi. Çok güzel insanlarla tanıştım ve arkadaş oldum. Final maçında çocukluk arkadaşım Mert Yavi ile oynamıştım. Kendisi kardeşim gibidir ve gerçekten turnuva çok eğlenceliydi. O anıları asla unutamam.

 

-Son olarak sosyal medyada kullandığın ‘altyapıbasket’ logolu fotoğraflar sanırım senin için önemli hatıralar. Sitemiz hakkında neler söylemek istersin? Takip edebiliyor musun?burakaltyapi

Kesinlikle 🙂 Ali Emre Dedeoğlu sağ olsun az maçımıza gelip fotoğraflarımızı çekmemiştir. Ayrıca Oğuz Yenihayat da sürekli maçlarımıza gelirdi. Bence altyapibasket.com’un geri dönüş yapması çok iyi oldu. Çünkü insanların altyapı basketbolunu takip edebildiği en geniş kapsamlı siteydi.

Türkiye’de oynarken hatırlıyorum, maçlardan sonra bakalım kaç tane resmimiz çıkmış, ne yazmışlar diye merak ederdik 🙂 Tekrar açmış olmanız insanların Türkiye’deki altyapı basketbolundan daha fazla bilgili edinmelerinde yardımcı oluyor ve bu gerçekten çok önemli.